AB Emisyon Ticareti Direktifi Kapsamında Havacılık Sektörü Çalıştayına Katıldık

PAYLAŞ:

Avrupa Birliği tarafından desteklenen, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen; "Düşük Karbonlu Kalkınma için Çözümsel Tabanlı Strateji ve Eylem Geliştirilmesi Teknik Yardım Projesi” kapsamında; 7 Mayıs 2019 Salı günü Radisson Blu otelinde havacılık sektörüne yönelik yapılan çalıştaya Tüm Sivil Havacılar Derneği (TÜSHAD) olarak katılım sağladık. Sektörü regüle eden ICAO, IATA, Avrupa Birliği gibi paydaşların havacılığa dair uygulamaları derneğimiz tarafından yakından takip edilmektedir. Bu kapsamda bahse konu çalıştayda öne çıkan bilgileri aşağıda sizler için özetlemekteyiz.

Dünya nüfusunda son yıllarda yaşanan kontrolsüz artış, sanayileşme, şehirleşme gibi faktörler doğal kaynaklara olan talebi hızla artırmıştır. Diğer bir söyleyiş ile insanoğlunun günlük yaşamını devam ettirmesi için yaptığı her faaliyette enerjiye ihtiyaç vardır ve enerjiye olan talep yıllar içerisinde katlanarak artmıştır. Günümüzde enerji, fosil yakıtlar ve yenilenebilir kaynaklar olmak üzere başlıca iki kaynaktan elde edilmektedir. Küresel enerji talebinin %87 gibi büyük bir kısmı petrol, kömür, doğal gaz gibi fosil yakıtlardan elde edilmektedir. Fosil yakıtların yoğun ve bilinçsizce kullanımı çevre kirliliği, küresel ısınma, sera gazı ve iklim değişikliği gibi pek çok sorun ortaya çıkmıştır. Karbon emisyonu, bunlardan bir tanesidir. Peki karbon emisyonu nedir?

Karbon emisyonu, en basit anlamda karbonun atmosfere salınması anlamına gelir. Karbon emisyonu denildiğinde akla birçok farklı tanım gelmektedir, fakat karbon emisyonu aslında sera gazı emisyonundan bahsetmektir. Sera gazı emisyonları genellikle karbondioksit eşdeğerleri olarak hesaplandığından dolayı, herhangi bir küresel ısınma veya sera gazı etkisi tartışmasında genellikle “karbon emisyonu veya karbon salınımı” şeklinde adlandırılır. Ayrıca, sera gazlarının büyük bir çoğunluğunda karbon molekülüne rastlanmaktadır. CO2 ve sera etkisine neden olan diğer beş gazın salınımını azaltmaya veya bunu yapamıyorlarsa, salınım ticareti yoluyla haklarını arttırmaya söz vermektedirler. 27 Haziran 2008 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından da benimsenen Kyto Protokolüne göre; protokolü imzalayan ülkeler CO2 ve sera etkisine neden olan diğer gazların salınımını azaltmaya veya bunu yapamıyorlarsa, salınım ticareti yoluyla haklarını arttırmaya söz vermektedirler.

Avrupa Birliği bu kapsamda; Sera Gazı Emisyon Ticaret Sistemi (EU ETS) adını verdiği sistemi; Ocak 2005’te çok sektörlü olarak faaliyete geçirmiştir. EU ETS üç faz halinde işlemektedir: 2005-2007 (birinci faz), 2008-2012 (ikinci faz), 2013-2020 (üçüncü faz). Sistemde her emisyon salınımcıya atanan AB emisyon tahsislerinin (EUA) miktarı üye ülkeler tarafından hazırlanan ve Avrupa Komisyonu tarafından onaylanan Ulusal Tahsis Planlarında belirlenmiştir.

Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü ICAO ise; CORSIA  adı verilen Uluslararası Havacılık için Karbon Ofset ve Azaltma Planı hazırlamıştır. ICAO Konseyi, ICAO’nun Uluslararası Havacılık için Karbon Ofset ve Azaltma Planı’nın uygulanması için uluslararası standartları ve önerilen uygulamaları 27 Haziran 2018’de kabul etmiştir. Yeni standartlar, tüm ICAO üye ülkelerinde 1 Ocak 2019'dan itibaren geçerli olmuştur. Havayolları 2019 ve 2020 yılında; emisyon salınlımlarını ölçmeli, kayıt altına almalı ve teyid ettirmelidir.